Legolar, sadece çocukların eğlendiği bir oyuncak değil, aynı zamanda etkili bir terapi aracıdır. Son yıllarda popülerleşen legoterapi, özellikle çocuklarda sosyal, duygusal ve iletişim becerilerini geliştirmek için kullanılan bir terapi yaklaşımıdır.
Legoterapi tam olarak nedir, kimlere uygulanır ve nasıl bir süreç içerir? Legoterapi hakkında merak edilen tüm konulara bu yazımızda yer vermeye çalışacağız.
Legoterapi Nedir?
Legoterapi, yapılandırılmış lego oyunları yoluyla sosyal, iletişimsel ve duygusal becerilerin gelişimini destekleyen bir terapi yöntemidir. İlk kez otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarla kullanılmıştır.
Amaç, çocukların grup içinde işbirliği yaparak, problem çözerek ve iletişim kurarak sosyal becerilerini geliştirmesidir.
Legoterapi Hangi Yaş Gruplarına Uygulanır?
Legoterapi genellikle 5 yaş ve üzeri çocuklara uygulanır. Ancak özel gereksinimleri olan gençler ve ergenler de legoterapiden faydalanabilir.
Yetişkinlerde ise sosyal beceri geliştirme veya rehabilitasyon süreçlerinde yardımcı bir yöntem olarak kullanılabilmektedir.
Legoterapi Hangi Psikolojik Alanlarda Kullanılır?
Bu terapi yöntemi, yalnızca otizm ile sınırlı bir yöntem değildir. Birçok farklı psikolojik ve gelişimsel alanda etkili bir tamamlayıcı terapi yöntemi olarak kullanılmaktadır. En yaygın kullanım alanları:
1. Otizm Spektrum Bozukluğu
Bu terapi yönteminin en çok bilinen ve kullanıldığı alan otizmdir. Otizmli çocuklar, sosyal etkileşim, dil ve iletişim alanında güçlük yaşayabilirler. Bu terapi; sıra bekleme, talimat verme, dinleme, göz teması kurma, empati geliştirme ve grup içi iletişim gibi becerileri eğlenceli ve güvenli bir ortamda geliştirmeyi sağlar.
2. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
DEHB’li çocuklar için dikkat, odaklanma, dürtü kontrolü ve iş birliği gibi becerilerin gelişmesine yardımcı olur. Yapılandırılmış lego görevleri, çocukların yönergeleri takip etmesini, dikkati sürdürmesini ve görev tamamlama becerilerini artırır.
3. Sosyal Kaygı Bozukluğu
Sosyal kaygısı olan çocuklar ve ergenler, grup ortamında etkileşim kurmaktan çekinebilirler. Bu terapi, güvenli ve yargılamayan bir ortam sunarak, sosyal kaygı yaşayan bireylerin adım adım grup içinde daha rahat hissetmesini ve sosyal becerilerini geliştirmesini destekler.
4. Dil ve İletişim Bozuklukları
Dil ve konuşma terapisine destekleyici olarak bu terapi yöntemi kullanılabilir. Çocuklar seanslarda nesne isimlendirme, yönerge verme, anlatma, dinleme ve geri bildirim verme gibi dil temelli becerileri pratik ederler.
5. Öğrenme Güçlükleri
Öğrenme güçlüğü (disleksi, diskalkuli, disgrafi) yaşayan çocuklar için bu terapi, görev tamamlama, iş birliği, problem çözme ve planlama gibi yürütücü işlev becerilerini geliştirmeyi destekler.
6. Duygusal Düzenleme ve Özgüven Problemleri
Bazı çocuklar duygularını ifade etmede ve düzenlemede zorlanabilir. Bu terapi, başarı hissi, grup içinde kabul edilme, liderlik yapma ve bir projeyi tamamlamanın verdiği tatmin sayesinde özgüven ve duygusal düzenlemeyi olumlu yönde etkileyebilir.
Gerçek Vaka Örnekleri
Vaka 1: Otizm Spektrum Bozukluğu – Sosyal Beceri Geliştirme
Ali, 9 yaşında ve otizm tanısı var. Sosyal etkileşim kurmakta ve grup içinde oynamakta zorlanıyor. Bu terapi sırasında Ali, iki arkadaşıyla birlikte bir kale yapma görevine dahil ediliyor. Başlangıçta sadece gözlemci olan Ali, zamanla parçaları diğer çocuklara vermeye ve basit sözel ifadeler kullanmaya başlıyor. Haftalar içinde hem göz teması hem de basit diyaloglarda belirgin artış gözleniyor.
Vaka 2: DEHB – Dikkat ve Sabır Çalışması
Zeynep, 8 yaşında ve DEHB tanısı var. Sıklıkla sabırsızlanıyor ve görevleri yarım bırakıyor. Legoterapi grubunda bir “robot” inşa görevi sırasında, iş bölümü yapılması gerekiyor. Zeynep başlangıçta hemen bitirmek istese de terapistin ve grup arkadaşlarının yönlendirmesiyle görevine odaklanmaya ve sabırla sırasını beklemeye başlıyor. 8. seansta dikkat süresinin ve grup içindeki iş birliğinin belirgin şekilde arttığı gözlemleniyor.
Vaka 3: Sosyal Kaygı – Güven ve İfade Çalışması
Emir, 10 yaşında sosyal kaygısı nedeniyle yaşıtlarıyla iletişim kurmaktan kaçınıyor. Legoterapi seanslarına ilk katıldığında sessiz ve göz kontağı kurmaktan kaçınıyor. Seanslarda yapılan ortak Lego tasarımları sırasında güvenli bir ortamda yavaş yavaş katılım sağlıyor.
Grup üyelerine fikir sunmaya, yapılan yapı hakkında konuşmaya ve kendi tasarımlarını tanıtmaya başlıyor. Bu süreçte sosyal kaygısında azalma görülüyor.
Vaka 4: Travma Sonrası – Duygu Düzenleme
Ece, 11 yaşında, annesinin kaybından sonra içine kapanmış ve duygularını ifade etmekte zorlanıyor. Legoterapi seanslarında duygusal temalı bir köy tasarımı sırasında “mutlu ev”, “yalnız kulübe” gibi yapılar yaparak duygularını yavaş yavaş somutlaştırıyor.
Terapiyi yapan biz psikologlar bu yapıları kullanarak Ece’nin duygusal dünyasına ulaşabiliyoruz. Seanslar sonunda Ece duygularını daha rahat ifade edebilmeye başlıyor.
Legoterapi Seansları Nasıl Geçer?
Seanslar, çocukların yapılandırılmış bir grup ortamında belirli roller üstlenerek iş birliği içinde lego modeli inşa etmeleriyle geçer. Her çocuk, mühendis, tedarikçi veya yapıcı gibi bir görev alır ve bu görevler her seansta değişir.
Seans boyunca çocuklar, yönerge verme, dinleme, yardım isteme, sırayla konuşma gibi sosyal becerileri doğal yolla kullanır. Terapist, gözlem yapar ve gerektiğinde sosyal etkileşimleri destekler.
Seans sonunda çocuklar, yaptıkları yapıyı ve deneyimlerini grup ile paylaşır. Bu süreç sosyal becerilerin gelişmesine eğlenceli bir ortam sağlar.
Legoterapinin Bilimsel Dayanağı Var mı?
Bu terapi yöntemi üzerine yapılan araştırmalar, özellikle otizmli çocuklarda sosyal etkileşim ve iletişim becerilerinde anlamlı gelişmeler olduğunu göstermektedir.
Bu terapiye katılan çocukların grup içinde daha aktif, daha işbirlikçi ve daha az kaygılı oldukları gözlemlenmiştir.
Legoterapiyi Kimler Uygulayabilir?
Bu terapinin uygulayıcıları genellikle psikologlar, özel eğitim uzmanları, dil ve konuşma terapistleri gibi alanında uzman profesyonellerdir. Uygulayıcıların legoterapi eğitimi almış ve bu alanda süpervizyon desteğiyle çalışıyor olması gerekir.
Legoterapi ile Otizmli Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunur?
Otizmli çocuklar, sosyal iletişim ve ilişki kurma konusunda zorluklar yaşayabilir. Bu terapi, çocukların grup içinde oyun oynayarak doğal bir şekilde iletişim kurmalarını sağlar. Model talimatlarını dinlemek, sıra beklemek, empati kurmak gibi temel sosyal beceriler bu terapi yoluyla geliştirilebilir.
Legoterapide Kullanılan LEGO Setleri Nelerdir?
Bu terapi yönteminde genellikle standart LEGO setleri kullanılır. Ancak bazı durumlarda daha büyük parçalı veya tematik setler tercih edilebilir. Önemli olan, setin terapi amacına uygun ve çocukların ilgisini çekici nitelikte olmasıdır.
Bu terapinin Sosyal Beceri Gelişimine Katkısı
Bu terapi sayesinde çocuklar; paylaşma, sıra bekleme, liderlik yapma, grup içinde fikir belirtme, uzlaşma gibi birçok sosyal beceriyi doğal bir ortamda deneyimleme fırsatı bulurlar. Bu beceriler günlük hayatta da genellenebilir ve çocukların sosyal hayata katılımını kolaylaştırır.
Legoterapi ile Aileler ve Okullar Nasıl Destek Olabilir?
Aileler ve öğretmenler legoterapinin etkinliğini artırabilir. Çocukları destekleyen ortamlar yaratmak, evde veya sınıf ortamında benzer aktiviteler yapmak, legoterapinin etkisini güçlendirir. Ailelerin sürece dahil olması, çocuğun öğrendiklerini gündelik yaşama taşımasını kolaylaştırır.
Legoterapi ile Oyun Terapisi Arasındaki Fark Nedir?
Her iki yöntem de oyunu temel alır. Ancak bu terapi, yapılandırılmış bir süreç ve belirli roller etrafında döner.
Oyun terapisinde ise çocuk daha serbesttir ve terapi çocuğun iç dünyasına odaklanır. Legoterapi daha çok sosyal etkileşim ve grup içi becerileri hedefler.
Bu terapi ile İlgilenenler İçin Kaynaklar ve Öneriler
Legoterapiye ilgi duyan ebeveynler ve uzmanlar için pek çok kaynak mevcuttur. Dr. Daniel LeGoff’un kitapları, güncel makaleler, bu terapiye yönelik online eğitim programları ve atölyeler konuyla ilgili daha derin bilgi edinmenizi sağlar.
Bu terapi, renkli ve eğlenceli yapısıyla çocukların gelişimini destekleyen etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır. Doğru uygulandığında sadece sosyal becerileri değil, aynı zamanda özgüven ve duygusal dayanıklılığı da güçlendirir.